Otizm Hakkında Genel Bilgiler...
detay için lütfen tıklayın...
Rett Sendromu Nedir ?...
detay için lütfen tıklayın...
 

 

Bilgilenme

 

| Bilgilenme

Otizm Hakkında Genel Bilgiler

OTİZM Nedir ? Otizm Yaygın gelişimsel bozukluklar tanı kategorisi altında yer alan ve ömür boyu süren bir bozukluktur. Yaygın gelişimsel bozukluklar erken çocukluk döneminde başlayan sosyal beceri, dil gelişimi ve davranış alanında uygun gelişmeme veya kaybın olduğu bir grup bozukluktur. Otizm kavramı ilkkez Leo Kanner tarafından 1943 yılında tıp literatürüne kazandırılmış, 1994 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği yaygın gelişimsel bozuklukları 5 bozukluktan oluşan bir grup olarak sınıflandırmış otizm tanısıda bu kategoriye konulmuştur. Yaygın Gelişimsel Bozukluklar 1. Otistik Bozukluk 2. Rett Bozukluğu 3. Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğu 4. Asperger Bozukluğu 5. Başka türlü adlandırılmayan yaygın gelişimsel bozukluk Otizmin görülme oranı 10.000'de 2-5'dir, erkeklerde kızlara oranla 3-5 kat daha sık görülmektedir. İlk dönemlerde sosoyo ekonomik düzeti yüksek olan ailelerde daha sıklıkla görüldüğü söylensede son dönem çalışmalarda böyle bir farkın olmadığı, bu yanılgının düşük sosoyoekonomik düzeyli ailede tanı konmasının gecikmesine veya hiç konulamamasına bağlı olarak oluştuğu söylenmektedir. Otizmin prenatal başlangıçlı kabul edilmekle beraber sağlıklı bir tanı konulabilmesi 30-36.’ncı aylarda olabilmektedir. Otizm tanısı konan çocukların bebeklik dönemlerinin aileleri tarafından tanımlanması istendiğinde büyük oranda iki grup davranış örüntüs oluştuğu görülmüştür. Birincisi, sürekli ağlayan, huysuz olarak adlandırılan bebeklerdir. İkincisi ise, sakin, uslu bütün gününü yatakta geçiren bebeklerdir. Fiziksel özellikler bakımından otistik çocukların fiziksel gelişimleri yaşıtlarından farklı değildir. Yaygın uyku ve beslenme problemlerine rağmen hemen hepsi sağlıklı bebeklerdir. Fiziksel olarak bir çok beceriyi yaşlarına uygun şekilde kazanmaya başlarlar. Ancak bazı otistik bebeklerin çevrelerine karşı ilgisizlikleri nedeniyle bazı konularda geç gelişme gösterebilirler. Duygusal özellikler bakımından, kucağa alınmaktan hoşlanmayan, çevreleriyle ilgisiz, göz teması kurmayan yapıdadırlar. Bu nedenle çoğu zaman işitme kaybı olduğu yanılgısına düşülebilir. Bazı otistik çocuklar 0-2 yaş arasında hiç konuşmadığı gibi, bazıları yaş döneminin özelliklerine uygun olarak bazı kelimeler söyleyebilir. Otistik çocuklarda beslenme problemleri oldukça yaygındır. Birçoğu süt dışında tüm yiyecekleri veya katı gıdaları reddeder. Otizmin en belirgin olarak kendini gösterdiği dönem 2-2,5 yaş dönemidir. Bu dönemde yaşının gerektirdiği becerileri gösterememesi, konuşmanın gecikmiş olması, ailenin problemi farketmeye başlaması bu döneme denk gelir. Ayrıca birçok aile erken dönemdeki gelişim problemlerini zamana bırakmakta, çevreden gelen telkinlerle biraz daha beklemeye karar vermektedir. Ancak beklemeler sonunda problemin farkına bu yaşlarda varmaları nedeniyle 2-2,5 yaş dönemi kritik bir dönemi oluşturmaktadır. Fiziksel gelişimleri oldukça normal, güzel çocuklardır. Motor becerileri genellikle iyi olmakla beraber düzensiz bir gelişme gösterir. Örneğin kağıt kesemez ama mekanik bir oyuncağı veya yap bozu oyuncağı rahatlıkla birleştirebilir. Çevreye ilgisizlik, göz teması kurmama, çevrelerine bitenlere karşı kayıtsızlık belirgin hale görülmektedir. Tamamen kendilerine ait bir dünyada yaşıyor gibidirler, konuşurken dinlemez görünürler, çağırıldıklarında bakmazlar. Fiziksel temastan genelde kaçınırlar. Zeka düzeyi açısından otistik çocukların yaklaşık %40'ı 40-55, %30'u 50-70 ve %30'u 70 ve daha fazla IQ puanına sahiptir. Seslere karşı çok değişik tepkiler görülmektedir. Bazen seslere hiç tepki vermedikleri, bazen en ufak seslere aşırı tepki gösterdikleri bazı seslere de çok duyarlı oldukları gözlenmektedir. Çevrelerindeki nesnelere ilgisiz olabilmelerine rağmen, hareket eden, dönen şeylere karşı ilgileri yüsektir. Oyuncak arabasının tekerini dakikalarca çevirebilir veya çamaşır makinası çalışırken başından ayrılmayabilirler. Acı eşikleri yüksektir, öfke nöbetleri sırasında kendilerine zara verebilir ve hiç birşey hissetmiyormuş gibi görünebilirler. Dokunulmaya karşı tepkiseldirler. Herhangi bir kimse tarafından dokunulmak, kucağa alınmak istemezler. Otistik çocukların konuşma özellikleri, dil gelişimleri, yaşıtları olan normal çocuklardan farklı tablo çizmektedir. Konuşmaya başlama çok farklı yaşlarda gerçekleşir; ancak genellikle ilk kelimeleri 5 yaş civarında söylerler. Bazı otistik çocukların konuşmaya normal yaşıtlarıyla aynı zamanda başladıkları, ancak daha sonraları, bildikleri kelimeleri kullanmadıkları gözlenebilir. Konuşma özellikleri açısından dikkat çekicidirler. Konuşmaları tonlama ve vurgudan uzak, gramer açısından hatalıdır. Dili öğrenirken kalıplar halinde öğrenirler, bu öğrendiklerini genellemede zorluk çekerler. Bu nedenle değişik ortamlarda nasıl konuşacağı ve davranacağının ayrı ayrı öğretilmesi gerekir. Anlama, yaşla birlikte artar; kendilerinden istenilenleri anlayabilir, ancak istekleri yerine getirmede başarısızdırlar. Kelimeler soyutlaştıkça, cümleler karmaşıklaştıkça anlamaları da güçleşir. oğu zaman kelime veya cümleleri konuşankişiden hemen sonra aynen tekrar ederler (ekolali). Sık sık gramer hataları yaparlar, zamirleri yerinde kullanamazlar (“ben” yerine “sen”, “sen” yerine “ben” diyebilirler). Konuşmayı oldukça karmaşık cümlelere varan şekilde öğrenebilirler ancak iletişim kurmak amacıyla kullanmak istemezler. Genelde isteklerini elde etmek amacıyla konuşurlar. Otistik çocukta, öfke nöbetleri olarak adlandırılan, kendini yere atma, tekmeleme, tepinme, ısırma ve şiddetli ağlama gibi davranışlar sıklıkla görülür. Evdeki duvar kağıtlarının yırtılması, eşyaları fırlatma, kırma gibi çevreye yönelen davranışlar olduğu gibi, kendilerine zarar verici davranışlarda gösterebilirler. Ayrıca çevreye ve kendisine zarar vermeyen, ancak takıntılı bir biçimde sürdürdükleri kendi etrafında dönme, öne arkaya sallanma, parmaklarıyla havada bir takım şekiller çizme gibi hareket örüntüleri segileyebilirler. Zaman zaman anlamsız korkular sonucu, merdivenden inememe, ayakkabısını giymek istememe, yokuş aşağı inememe gibi davranışlar gösterebilir, buna karşın kendini gerçekten koruması gereken bir durumda da tehlikenin farkında olmayabilirler. Duruma uygun olmayan sebepsiz yere gülme ve ağlama gibi duygusal tepkiler gösterebilirler. Eve bir misafirin gelmesi, odasınıdaki bir eşyanın yerinin değiştirilmesi, otistik özellikteki çocuğun huzursuz olmasına, saatlerce ağlamasına, öfke nöbetleri geçirmesine neden olabilir. Otistik özellikteki çocuklarda hayal gücünün yetersizliğine bağlı olarak yaratıcı oyun oynama becerisinin bulunmaması yaygın olarak gözlenir. Bir oyuncakla amacına uygun olarak oynamaz, oyuncak bir arabayla oynarken onun gerçek bir arabanın modeli olduğunu, kendilerinin de arabanın şoförü rolünü oynayabileceklerini fark etmezler. Bazen yalnız arabanın tekerlekleri, bazen de çıkardığı ses ile ilgilenirler; dakikalarca arabayı ileri geri sürerler. evrelerindeki nesnelerin, kişilerin tamamı yerine, ayrıntılarına küçük parçalarına dikkat ederler ve bunlarla çok ilgilenirler. Otistik çocukların en şaşırtıcı özellikleri, bir çok alanda sınırlı becerileri olmasına karşın, bazı alanlarda sahip oldukları özel becerilerdir. Bir çok otistik çocuğun, konuşmadan önce şarkı söylediği görülür; bazıları ise bir enstrümanı iyi çalabilirler. Bazı anne babalar da, çocuklarında müzik becerisinin yanı sıra kuvvetli bir hafıza olduğunu belirtmektedirler. Çocuğun yıllarca önce gittiği bir yeri, o yerdeki özel bir eşyayı unutmadığını, çok uzun şiirleri ezberleyebildiğini, televizyonda dinlediği çok uzun bir konuşmayı olduğu gibi tekrar edebilir, bazen de matemetiksel hesapları hızlı birşekilde akılarından yapabilirler. Otizm tedavisi olmayan bir rahatsızlıktır. Bu nedenle en önemli yaklaşım özel eğitim ve davranış terapileridir, nadiren ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Çok küçük çocuklarda konuşma, dil eğitimi ve özel eğitim üzerine odaklanılmalı, anne baba ile çalışılmalı ve yalnızca belli hedef semptomlar için psikoaktif ilaçlar kullanılmalıdır. Binişik depresyon, anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk semptomları için psikoterapi, davranış veya bilişsel terapi ve ilaç tedavisi gerekebilir. Otistik çocukların eğitiminde aile oldukça büyük önem taşır. Ayrıca otistik çocukların özellikleri ve ailenin tutumları konusunda aile eğitilir. Otistik çocuğun yapacağı görevler çocuğun durumuna göre belirlenmektedir. Grup içinde grup yaşamına hazırlayıcı kurallar konur. Kişinin kendine bakım becerileri, yemek hazırlama, alışveriş gibi beceriler kazandırılması amaçlanır. Dildeki gelişim sosyal etkileşimi artırması nedeniyle konuşma terapisi önemli yer tutmaktadır. Grup içine sokularak arkadaş ilişkisi ve etkileşiminin sağlanması gerekir. DSM-IV'de otistik bozukluğun tanı ölçütleri şunlardır: (A) En az birisi (1)'inci maddeden ve birer tanesi (2) ve (3)’üncü maddelerden olmak üzere (1), (2) ve (3)'üncü maddelerden toplam 6 (ya da daha fazla) maddenin bulunması: (1) Aşağıdakilerden en az ikisinin varlığı ile kendini gösteren toplumsal (sosyal) etkileşimde niteliksel bozulma: (a) Toplumsal etkileşim sağlamak için yapılan el-kol hareketleri, alınan vücut konumu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelme gibi bir çok sözel olmayan davranışta belirgin bir bozulmanın olması. (b) Yaşıtlarıyla gelişimsel düzeyine uygun ilişkiler geliştirememe. (c) Diğer insanlarla eğlenme, ilgilerini ya da başarılarını kendiliğinden paylaşma arayışı içinde olmama (örneğin, ilgilendiği nesneleri göstermeme, getirmeme ya da belirtmeme). (d) Toplumsal ya da duygusal karşılıklar vermeme. (2) Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren iletişimde niteliksel bozulma: (a) Konuşulan dilin gelişiminde gecikme olması ya da hiç gelişmemiş olması (el, kol ya da yüz hareketleri gibi iletişim yolları ile bunun yerini tutma girişimi eşlik etmemektedir). (b) Konuşması yeterli olan kişilerde, başkaları ile söyleşiyi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğun olması. (c) Basmakalıp ya da yineleyici ya da özel bir dil kullanma. (d) Gelişim düzeyine uygun çeşitli imgesel ya da toplumsal taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden oynamama. (3) Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntülerin olması: (a) İlgilenme düzeyi ya da üzerinde odaklanma açısından olağan dışı bir ya da birden fazla basmakalıp ya da sınırlı ilgi örüntüsü çerçevesinde kapanıp kalma. (b) Özgül, işlevsel olmayan, alışageldiği üzere yapılan gündelik işlere ya da törensel davranış biçimlerine hiç esneklik göstermeksizin sıkı sıkıya uyma. (c) Basmakalıp ve yineleyici motor mannerizmler (örneğin, parmak şaklatma, el çırpma ya da burma ya da karmaşık tüm vücut hareketleri). (d) Eşyaların parçaları ile sürekli uğraşıp durma. (B) Aşağıdaki alanların en az birinde, 3 yaşından önce gecikmelerin ya da olağan dışı bir işlevselliğin olması: (1) Toplumsal etkileşim. (2) Toplumsal iletişimde kullanılan dil. (3) Sembolik ya da imgesel oyun. (C) Bu bozukluk Rett bozukluğu ya da çocukluğun dezintegratif bozukluğu ile daha iyi açıklanamaz.



 
Adnan Ağır Özel Eğitim Okulu
+90 0312 344 05 15 | | | fax: +90 0312 344 36 30 - e-mail : info@adnanagir.com
Adres : Ayvalı Mahallesi, 158.Cadde (Eski 6.Cadde) Demirözü Sokak No : 7 Etlik - Ankara
Sayaç : 14 / 33079 | Tasarım / Kodlama : Beyaz Sayfa